Kültür yolu nereye uzanıyor?

Beyoğlu’nun Değişen Ruhu ve Kültürel Dönüşüm

Beyoğlu, İstanbul’un özgün semtlerinden biri olarak bilinir. Grande Rue de Pera olarak da adlandırılan İstiklal Caddesi, zanaatçileri, sinemaları, kitapçıları, kafeleri ve galerileriyle ünlüdür. Ancak, son yıllarda Beyoğlu’nun bohem ruhunun buharlaşmaya başladığı gözlemlenmektedir. Kapısı sokaktan değil, güvenlik kontrolünden geçen AVM’lerin yükselişi, semtin eski dokusunun değiştiğini göstermektedir.

1980’lerde başlayan neoliberal politikalar, Beyoğlu’nu orta ve üst sınıfların tüketim ve turizm alanına dönüştürme yolunda adımlar atılmaya başlamıştır. AKP iktidarı döneminde ise bu dönüşüm hız kazanmıştır. Beyoğlu Kültür Yolu projesiyle semtin kültürel yapısının değiştirilmesi hedeflenirken, Türkiye Kültür Yolu Festivali adı altında organize edilen etkinliklerle kültür erozyonu daha da artmıştır. Eleştiri oklarını üzerine çeken festival, 2027 yılına kadar 32 ile yayılmayı hedeflemektedir.

Özellikle Van ve Diyarbakır’da düzenlenen festivaller, halk arasında farklı yorumlara yol açmıştır. İş insanları, bu organizasyonların aslında Kültür Bakanlığı’nın kendi çevresini desteklemek amacıyla yapıldığını belirtirken, Diyarbakır’daki Sur Yolu Kültür Festivali’ne ise “Kürt kültürünü yok sayan bir etkinlik” olarak bakılmıştır.

Sanatın yanı sıra politik etkinliklere de ev sahipliği yapan Beyoğlu, zaman içinde farklı dönüşümler geçirmiştir. AKM ve Taksim Camii gibi mekanlar da semtin belleğinde önemli bir yer tutmaktadır. Ancak, sermayenin etkisiyle artan AVM’ler ve turistik mekanlar, semtin dokusunu değiştirmekte ve yaşanan dönüşüme yeni boyutlar eklemektedir.

Beyoğlu’nun kültürel ve tarihi yapısının korunması, ancak toplumsal farklılıklara saygı duyulmasıyla mümkün olacaktır. Semtin özgünlüğü ve ruhu, sadece güvenlik ve tüketim odaklı projelerle değil, sanat ve kültür değerleriyle de desteklenmelidir.