Ukrayna Savaşı: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nasıl çalışıyor, niçin eleştiriliyor?

Ukrayna Savaşı: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nasıl çalışıyor, niçin eleştiriliyor?

Posted by

Küresel sorunları çözmek için tüm ülkeleri bir araya getiren Birleşmiş Milletler (BM), İkinci Dünya Savaşı’nın küllerinden doğdu.

İlk kez 1946 yılında toplanan BM Güvenlik Konseyi, küresel barış ve güvenliği sağlamakla görevli bir organ.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın ülkesini işgaliyle ilgili olarak Konsey’de yaptığı ateşli konuşmada, Rus askeri harekâtını durdurmak için “derhal harekete geçmesi” çağrısı yaptı. Ancak örgüt, uluslararası olaylar sırasında harekete geçmesini zorlaştıran bir işleyiş tarzına sahip.

5 daimi, 10 geçici üyeden oluşan 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliği korumak veya yeniden sağlamak için yaptırım uygulama veya güç kullanımına izin verme yetkisine sahip.

Ancak çoğu zaman belirleyici kararlar alınamıyor, zira küresel meseleler hakkında birbiriyle çatışan görüşlere sahip daimi üyeler, gelen teklifleri veto edebiliyor.

Uzun süredir “Dünya beşten büyüktür” diyerek BM Güvenlik Konseyi’nde redorm yapılmasını isteyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da geçen ay yaptığı bir konşmada, Ukrayna’daki savaşla ilgili olarak, “Çatışan taraflardan biri veto hakkına sahip daimi üye olunca, Güvenlik Konseyi’nin icbar edici rolü boşa çıkmış, sistem iflas bayrağını çekmiştir. BM Genel Kurulunda çatışmaları sonlandıracak hiçbir adım atılamamıştır” demişti.

BM Güvenlik Konseyi nasıl çalışıyor?

Daimi üyeler

BM Güvenlik Konseyi’nde beş ülke daimi olarak temsil ediliyor: ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya.

Almanya ve Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’nda yenilmesinin ardından Konsey’in kurulduğu dönemde hakim güçler bu ülkelerdi.

Bu bileşim 1946’dan beri değişmed, ancak yeni jeopolitik gerçeklere uyum sağladı.

Çin o dönemde Çang Kay-şek liderliğindeki milliyetçi hükümet tarafından temsil ediliyordu.

1949’daki komünist devrim sonrası Çang hükümeti Tayvan adasına çekildi; koltuğun Komünist Parti yönetimindeki Çin Halk Cumhuriyeti’ne geçişi ise 1971’de oldu.

Rusya’nın koltuğunda ise 1991’de dağılıncaya kadar Sovyetler Birliği bulunuyordu.

Veto hakkı

5 daimi üyeyle ilgili en önemli konu, Konsey’de görüşülen herhangi bir karar tasarısını veto edebilmeleri.

Daimi üyelerden birinin vetosu, karar tasarısının kabul edilmemesine yetiyor.

Daimi üyelerin çekimser kalması halinde ise Konsey karar alınabiliyor.

Bu, veto yetkisine sahip ülkelerin, Ukrayna’daki savaş gibi bir çatışmaya doğrudan veya dolaylı olarak dahil olması durumunda özellikle gündeme gelen bir konu. Bu tür bir çıkar çatışmasını önleyecek herhangi bir düzenleme bulunmuyor.

2020’de veto yetkilerinin kullanımını düzenleme konusunda Fransa ve Meksika tarafından sunulan bir öneriye 100’den fazla ülke destek vermişti.

Bu öneriye göre, bir “kitlesel vahşetin” gerçekleştiği durumlarda, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri gönüllü ve toplu olarak veto hakkını kullanmamayı taahhüt edecekti.

İspanya gibi bazı ülkeler ise veto yetkilerinin tamamen kaldırılması çağrısı yaptı.

Geçici üyeler

2 yılda bir 10 ülke, BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyeleri olarak seçiliyor. BM Genel Kurulu’ndaki seçimde örgüte üye tüm ülkeler oy kullanabiliyor.

Asya veya Afrika’dan 5, Latin Amerika’dan 2, Doğu Avrupa’dan 1 ve Batı Avrupa veya diğer bölgelerden 2 geçici üyeyle bölgesel bir denge sağlanması hedefleniyor.

Nisan 2022 itibarıyla BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyeleri, görev süreleri 31 Aralık’ta sona erecek olan Hindistan, İrlanda, Kenya, Meksika ve Norveç ile görev süreleri 2023’te sona erecek olan Arnavutluk, Brezilya, Gabon, Gana ve BAE.

Güvenlik Konseyi üyesi olmanın sağladığı prestij veya ulusal çıkarları ilgilendiren bir konuyu gündeme getirme şansı nedeniyle, ülkeler genellikle konsey üyeliği için rekabet ediyor. Bazı ülkeler, adaylıklarını yıllar öncesinden duyurup oy için aktif çalışma yapıyor.

Her Güvenlik Konseyi üyesi (daimi veya geçici) dönüşümlü olarak bir aylık bir süre için Konsey Başkanlığı yapıyor.

Genişleme

Ancak son 75 yılda gücü artan ülkeler, artık çok kutuplu bir dünyayı temsil etmediğini söyleyerek Güvenlik Konseyi’nin bileşimini eleştiriyor.

1993’te BM Genel Kurulu altında oluşturulan reform konulu çalışma grubu, potansiyel adaylar üzerinde uzlaşma sağlanamaması nedeniyle pek ilerleme kaydedemedi.

G4 olarak bilinen Hindistan, Almanya, Japonya ve Brezilya ile Afrika Birliği, daimi üye statüsü için uzun süredir lobi yapıyor.

Geçen yıl BM Genel Kurulu’ndaki tartışmalarda, G4 temsilcileri “tartışmalara yeni bir soluk getirmek” için çalışma çağrısında bulundu.

Konseyin “Asya, Afrika ve Latin Amerika için daha fazla temsil ile çağdaş jeopolitik gerçekleri daha iyi yansıtması gerektiği” konusunda anlaşma sağlandı.

Ortak Afrika Tutumu adıyla bilinen ve “daha temsili ve demokratik” bir Güvenlik Konseyi çağrısıyla ifade edilen tutum, 2005’te Ezulwini Mutabakatı ve Sirte Deklarasyonu’nda yer aldı.

Nobel ödüllü eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan, reform eksikliğinin Konsey’in dünyadaki konumunu zayıflatabileceği uyarısında bulunmuştu.

Harekete geçmek

Güvenlik Konseyi, her şeyden önce silahlı çatışmaların önlenmesine büyük önem veriyor. Ancak bir çatışma ortaya çıktığında, ilk amacı diplomatik bir çözüm aramak.

Çatışma devam ederse, Güvenlik Konseyi ateşkes için çalışabiliyor ve barış gücü askerlerini görevlendirebiliyor.

BM üye ülkelere yaptırım uygulamalarını emredebilir ve saldırıda bulunan bir ülkeye karşı son çare olarak askeri harekat için yetki verebilir.

BM’ye üye devletler, Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymak zorunda.

Eleştiriler

BM Güvenlik Konseyi, 1994’teki Ruanda soykırımında olduğu gibi, bir felaket beklendiği halde meydana gelene kadar harekete geçmediği için eleştirildi.

Karar verme sürecinin yavaşlığı ve veto yetkisi nedeniyle, bazen tek tek ülkeler veya ittifaklar, meşru olduğu iddiasıyla askeri harekat için BM’den yetki almadan harekete geçebiliyor.

NATO’nun 1999’da Yugoslavya’ya yönelik bombalama harekâtı, konsey onayı olmadan yapılmıştı.

NATO ülkeleri (özellikle Bill Clinton yönetimindeki ABD) tek taraflı eylemin, Yugoslav güçlerinin Kosova’nın Arnavut nüfusuna yönelik soykırım suçlamalarına yanıt olarak haklı olduğunu iddia etmişti.

Rusya ise Güvenlik Konseyi’nin izni olmadan bombalamanın krizi artırdığını savunmuştu.

ABD-İngiltere’nin 2003’teki Irak işgali de Güvenlik Konseyi’nin açık onayı olmadan gerçekleşti.

Konsey tarafından kabul edilen 1441 sayılı karar, Irak’ın silahsızlandırılmasını ve silah denetçileriyle işbirliği yapmasını talep ediyordu. Fransa ve Rusya da dahil olmak üzere bazı daimi üyeler, ABD-İngiltere’nin 1441’in askeri harekata izin verdiği iddiasına katılmadılar.

Diğer durumlarda, Güvenlik Konseyi daha kararlı adımlar attı.

2006 ve 2015 yılları arasında İran’a nükleer programı nedeniyle bir dizi silah ve silahla ilgili nükleer teknoloji ambargosu uyguladı.

2006’dan bu yana, nükleer silah programı konusunda Kuzey Kore’ye karşı 10’dan fazla karar aldı. Bu ülkeye silah ve askeri teçhizat satışı ile bilimsel işbirliği kısıtlanıyor ve Kuzey Kore nükleer programında yer alan kişilere yaptırım uygulanıyor.

2001 yılında Libya üzerinde uçuşa yasak bölge kurulmasına izin verilmiş ve bu karar dolaylı olarak Kaddafi yönetiminin devrilmesine yardımcı olmuştu.

Ancak Soğuk Savaş fay hatları varlığını sürdürüyor. 2012’de Rusya ve Çin, Orta Doğu’daki önemli bir Rus müttefiki olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad rejimine baskı yapmayı amaçlayan bir dizi Güvenlik Konseyi kararını veto etti.

Bugün ise Ukrayna’yı işgaliyle ilgili olarak Rusya’ya karşı Güvenlik Konseyi’ne sunulan herhangi bir önerge, Rusya tarafından veto ediliyor.

Ukrayna Savaşı: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nasıl çalışıyor, niçin eleştiriliyor?
Ukrayna Savaşı: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nasıl çalışıyor, niçin eleştiriliyor?
Ukrayna Savaşı: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nasıl çalışıyor, niçin eleştiriliyor?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.